http://www.fikiratolyesi.com/index.php/2006/04/16/kabile-araniyor/
adresinde okuduğum bir BLOG yazisi ile başlayayım.
5.000 kişi, emsalsiz bir kabile, gerçek bir ada…
“ Dünyanın hertarafından gelecek 5.000 kişi ile yaratılacak bir sanal topluluk daha sonra sanal olmaktan çıkıp gerçek bir kabile hayatı yaşayabilir mi?
26 yaşında iki girişimci İngiliz, Mark James ve Ben Keene işte bu 5.000 kişiyi toplamaya çalışıyorlar bugünlerde. Becerebilirlerse bir ilki gerçekleştirmiş olacaklar. Sanal ortamda yaratılan, kuralların ortak belirlendiği bir topluluğun daha sonradan unutulmayacak bir deneyime dönüşeceği kabile hayatı. Tarih yazacak bir macera oyunu.
Macera Adası’nda elektrik, yol, içme suyu gibi şeyler yok. Kabile üyeleri, adayı ziyarete gitmeden önce, sanal ortamda birbirleriyle tanışıp, sohbetleyecekler ve adada oluşacak yeni komünitenin yapılanmasına bilgisayar başında karar verecekler: Kabilenin adı, kabileyi yönetecek 12 şef’in kim olacağı, adada kullanılacak altyapının nasıl kurulacağı, adada yapılacak aktivite ve maceraların seçimi, kişilerin birbirleriyle iletişim altyapı ve sosyalleşme sürecinin ne ve nasıl olacağı, çevreye duyarlı bir ada topluluğu yaratılma yöntemleri gibi çok sayıda kararlar olacak bunlar. Yani sanal ortamda herkes bu adada yaratılacak kültürel ve yaşamsal gereksinimlere birlikte karar verecek ve daha sonra bunları adada yine birlikte uygulayıp hayata geçirecekler.
Mark James, Pasifik Okyanusu’nun güneyindeki gerçek adı Vorovoro olan bu bakir Fiji adasının sahibi (erkek kardeşi ve aileleriyle adada 2 ufak barınakta yaşayan tek yerliler) Tui Mali ile anlaşıp adanın 3 yıllık kullanım hakkını elde etmiş.”
Buraya kadar herşey güzel. Alternatif Yaşam Planlamasının sanal ortamda olgunlaştığı ve gerçek hayatta başarısının test edilmesi için tam olmasa da (elektrik, su, yol, araç, araba vs gibi modern hayatın elemanları ile alıp veremediğimiz yok) uygun bir ortam.
Gel dikiz ki, adamlar (26 yaşında iki girişimci İngiliz, Mark James ve Ben Keene) bu işi ütopik bir topluluğun başarısı olmasındansa, ceplerini doldurmayı tercih etmişler.
Yazının devamına döneyim:
“ Karşılığında (üyelerden toplayacağı paraların bir kısmıyla) çevre adalardaki yerli komünite projelerine destek olacak; okul yapımı, balıkçı teknelerine motor temini ve yerlilere yeni iş imkanları yaratmak gibi. Üyelik ücretini veren herkes bu maceraya katılabilir, ancak Mark ve Ben özellikle çevreye duyarlı maceraperestlerin katılımını bekliyorlar. Ne yapılırsa yapılsın, herşey çevreye aşırı hassasiyetle yapılacak. Yani otel ve benzeri hiç bir betonarme olmadan, doğada yaşayan hiç bir bitkiye, hayvana dokunmadan.”
3 çeşit üyelik seçeneği var:
• Nomads [Göçebeler]: 1 yıllık kabile üyeliği + adada 7 gece kalış: 210 dolar
• Hunters [Avcılar]: 2 yıllık kabile üyeliği + adada 14 gece kalış: 420 dolar
• Warriors [Savaşcılar]: 3 yıllık kabile üyeliği + adada 21 gece kalış: 630 dolar
Bu ücretlere yeme içme, havaalanından transfer ve tribewanted.com topluluğuna üyelik dahil. Ülkenizden Fiji adalarına yolculuk parası ise size ait.”
Nasıl yani? Ne oldu bizim ütopik topluluğumuza? Bir anda ilkel bir “Club Med” ortamına kavuştuk. Yazının devamında iş daha da kapitalistleşiyor. Okumanızı tavsiye ederim.
Tribewanted projesinden ve “Kabile Aranıyor” başlıklı BLOG yazısından çıkardığım sonuçlar:
1) Kısa zamanda ve kolay yoldan köşeyi dönmek dünyayı saran bir hastalık olmuş.
2) Bu gibi projeler övgü alır ve yüceltilir olmuş.
3) Mutlu yaşamak için ne kadar tüketeceğiz? Ne kadar paramızın olması lazım? ,
4) Milyon dolar sahibi olmak niye ki?
Ve son olarak hayata nasıl bakıyoruz?
5) Tesla mı olmak istiyoruz? Edison mu? ( Bakınız 01/Ekim/2006 tarihli Tesla ve Edison ile ilgili yazıma..)
Günün Kitabı : Melekler Erkek Olur / Hamdi Koç
Günün Albümü : Bach / Fazıl Say
